The Dream of Whitehell | Bölüm 1

itsawhitehell tarafından

Cadde kalabalık değil bu gece, topuk seslerimi duyabiliyorum. Umarım yanıma fazladan bir vanilyalı puro vardır. Sigaramın yeteceğini sanmıyorum. Yeşil ışık yanıyor, duran arabaların önünden geçiyorum. Topuk seslerim hala çok düzenliler. Tak. Tak.
Işığın renginin değiştiğini göremeyen bir sürücü dikkatle beni izliyor. Göz kırpıp gülümsüyorum. Korna seslerini arkamda bırakarak yürümeye devam ediyorum.

Yolun kenarında otobüs bekleyen geç saate kadar çalışmış insanlar var. Sevgilileriyle el ele tutuşup yürüyen gençler. Ebeveynlerinin zorlamasıyla sokakta para kazanmayı hedefleyip, akşam dayak yememek için peçete satan, kalem uzatan, tartı ile yere oturmuş kilolarını merak eden birkaç insan bekleyen, annesinin kucağında çaresizce ağlayan, ağlaması işe yaramadığında hırpalanan, mızıka, darbuka, flüt çalan çocuklar var. İşte İstanbul’un görmek istemediğimiz bir yüzü bu.

Çıkmaz bir sokakta içki içen birkaç gencin seslenişlerini duyuyorum, ya arkamda bir bayan var yada benim üstüne alınması gereken kişi. Oralı olmuyorum, mekanın kapısından içeri giriyorum. İşte benim şarkım çalıyor. Barmeni arıyor gözlerim, sonunda yanıma gelip “Her zamanki mi?” diyor. Gülümsüyorum. Bu çocuğu seviyorum, aramızda iki yada üç yaş fark var. Ama ne zaman canı sıkkın olursa gelir bana anlatır, onun barmenliğini de ben yapıyorum sanırım. Bir nevi Güzin ablası da denilebilir.

Kapıdan içeri birileri giriyor, sigaramı yakarken görüyorum onları da. Bir çift ve bir erkek daha var yanlarında. Çift oldukları da kızın tavırlarından belli zaten, sadece çocuğa baktığınızda aynı şeyi göremeyebilirsiniz. Biraz ileride oturuyorlar. Yanlarındakinin bakışlarını üzerimde hissediyorum. Bir yerden tanıdık gibi sanki, ama tanışıyor olsaydık selam verirdi. Neyse. Önümde altı adet bardak duruyor. Hepsinin üzerinde ikişer dilim limon var. Sigaramın son çekişini yapıp söndürüyorum. Gözyaşları buraya kadar. Artık mutluluğun vakti geldi…

Reklamlar